hopesmith

Yeşil defter(yazılarım 2)

Zamanın geçtiğini anlamayı gerçekten o kadar çok istiyorsanız

bunun için düz bir zemine bir kazık çakmalısınız.

Bu zemin oldukça düz olmalı, gergin değil; yumuşak olmalı

fakat sertmiş gibi davranılmalıdır.

Bu yeri zamanla düz tutacağım diye gerilmemeli ve kazığı

arada bir bu gerginliği bir nebze de olsa azaltmak için

o düz zeminden çıkarıp kendinize sokmalısınız.

İşte o zaman, zamanın nasıl da geçtiğini, kazığınızı nasıl da

özlediğinizi fark ederek yaşayabilirsiniz.
___________________________________________________________________

Diyorum ki belki de çokdan öldüm, eğer ölmeseydim ne olurdu’yu yaşıyorum ben..

Varmışım gibi çoktan yolun sonuna, vaz geçmişim gibi benim gibi birinden,
sanki deniyormuş gibi yaşıyorum ben.

Hayatı mı deniyorum, kendimi mi?..

Bu hangisi bilmem kaçıncı beni benimle basan kavga-sevişme arası bir dialog halinde;
seviyor mu yoksa nefreti mi bu denli kuvvetli(?),
belki de tutarsızlığını bir ömürden fazla sürdürmüş olmanın direnci gücünün temeli.

Ne gücü? Hangi gece? Kim bağladı bu gezegeni babaların en semizine(?);

ip desen halat değil, çelik desen kum değil, çakıl değil; şeffaf mı? Evet, ama rengi mi var?

Hangisi mi kuşaktan, hiçbir göreni yok, gök yokken yıldızı bulmak mümkün mü ufukta?

9.12.2005

___________________________________________________________________

Sen de kendi bencil sebeplerin için terk etmiyor musun beni?

Kusura bakma, o kadar bencil olamadım.

Bana aşık olduğundan beri, beni hayatında  bir fazlalık, bir sorun gibi görmeye başladığının
ikimiz de farkındayız. Yoksa çoktan ayrılırdık, oysa daha yeni başlıyoruz.

Belki de, o içinizdeki yeniden yeşerdiğini sandığımız son aşkın tomurcuklarını birileri
gerçekten asla bir daha yeşermeyecek şekilde oradan kopartmıştır.

Sizin beni düşünmeyi reddedişinizle bunu anlamalıydım.

O düşünmekten korkanı alt edebileceğimizi sanmıştım beraberce.

Fakat yine aşk kaybetti ve tüm çekincelerimizle biz kaldık geriye.

Şimde işimizde ustalaşabiliriz de.

Ve yine belki uçuşan şeyler yaparlar sihirlerini ve ilham verecek bir sevgili bulursunuz kendinize.

___________________________________________________________________

Yalnız, güçlü, sempatik, çok çekmişliğin toleransı ve yansıttığı hakimiyet düşüncesi.

Sade ve isteyerek sade.

___________________________________________________________________

Büyük bir çarkın son dişlisiyiz. Yeni bir code  beliriyor, son 1 yerine oturuyor.

Sonun son anı yaşanıyor son kez son anın içinde.

___________________________________________________________________

Mütevaziliği geçin! Onu mütevazi olmayanlar uydurmuş.

___________________________________________________________________

Kafasında sürekli doğruyu arayan, onu asla bulamaz.

___________________________________________________________________

Mükkemmeliyet zamanlamayla ilgili bir şeydir.

___________________________________________________________________

Belki de bilgi, onu açıklayış(kavrayış) biçimimizin varlığı için önemlidir.

Belki de düşünce bir yan üründür, belki de hayat yan üründür.

___________________________________________________________________

İfade dolu çirkin bir yüz düşünün; sanat, bir anlatım bozukluğudur.

___________________________________________________________________

Biz birbirimizi öyle seviyoruz ki, insanlar bunu aradığını bilmez bile.

___________________________________________________________________

Hiç bir hissime güvenmiyorum; nasılsa onlar da benim keyif aldığım fantazilerim değil mi?

___________________________________________________________________

Kendini sevmek, kendinden nefret edebilme gücüdür.

___________________________________________________________________

İnsan istiyor da, ne ne istediğini, ne de istediğini istemenin mi yoksa istediğine ulaşmanın mı

asıl istediği şey olduğunu bilemiyor. İnsanın anlam veremediği istekleri üzerine hayatını koyması

beklenemezse eğer, istediği şeyin hayatını değiştirmesini istemiyor demektir.

Oysa hayat hep değişir ve asıl istenen bu durumda değişim olmalıdır.

İstendiği gibi bir değişim, kendiliğinden bir değişim.

Yalnız, bir değişimle başlamalı; amaç birlikte bir değişim olsa da..

Öyleyse değişin! Ve dünya da sizinle değişsin.

Korkmadan, boyun eğerek olmak ve değişmek isteyen size.

İnanarak ona ve büyük fedakarlıklar yaparak kendi yolculuğunda.

Zamanın geçtiğini anlamayı gerçekten o kadar çok istiyorsanız

bunun için düz bir zemine bir kazık çakmalısınız.

Bu zemin oldukça düz olmalı, gergin değil; yumuşak olmalı

fakat sertmiş gibi davranılmalıdır.

Bu yeri zamanla düz tutacağım diye gerilmemeli ve kazığı

arada bir bu gerginliği bir nebze de olsa azaltmak için

o düz zeminden çıkarıp kendinize sokmalısınız.

İşte o zaman, zamanın nasıl da geçtiğini, kazığınızı nasıl da

özlediğinizi fark ederek yaşayabilirsiniz.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: